Yiyeceklerinin nerede, kim tarafından, nasıl üretildiğini sorgulayarak yola çıkanların oluşturduğu gıda toplulukları, sadece gerçek gıdaya ulaşmak için değil aynı zamanda tarım ve gıda alanındaki sorunlara çözüm olabilecek bir sistem olarak gün geçtikçe yayılıyor.
Gıda topluluklarını tabandan örgütlenen sivil inisiyatifler olarak tanımlayabiliriz. Bu topluluklar yediklerinin nerede, nasıl, kim tarafından üretildiğini bilmek, temiz üretim yapan yerel/küçük üreticileri bulmak ve desteklemek, gerçek gıdaya hak ettiği değeri vermek isteyen, yani gıdanın tarladan sofraya yolculuğu konusunda sorumluluk alan "türeticiler"den oluşuyor.

Yeni başlayanlar için "tabandan örgütlenme", "sivil inisiyatif" ifadeleri iddialı görünebilir, öyleyse geniş kitlelere hitap eden, organize gıda topluluklarının yola çıkarken sordukları soruya verdikleri yanıtlardan yola çıkabilirsiniz.
Bulunduğunuz bölgede kurulan halk pazarlarında mevsime uygun sebze-meyve satan 3-5 köylü tezgâhı mutlaka vardır. Onlarla sohbet edin. Sattıkları ürünleri nerede yetiştirdiklerini, nasıl gübre kullandıklarını, sebzelere gelen hastalık ve böceklerle nasıl baş ettiklerini sorun. Temiz üretim yaptığına güvendiğiniz bir çiftçiden alışveriş yapmaya başlayarak ilk adımı atmış olursunuz.
Internetin nimetlerinden yararlanın ve yaşadığınız bölgede bir gıda topluluğu olup olmadığını araştırın.
Dahil olabileceğiniz bir gıda topluluğuna ulaşamazsanız komşularınız, iş arkadaşlarınız, ve/veya akrabalarınızla bir topluluk oluşturabilirsiniz.
Bu soruya yanıt vermeden önce dünyada ve Türkiye'de bugüne kadar kurulan toplulukların nasıl işlediğine bir bakalım.
Gıda toplulukları temelde iki sistem üzerine kuruluyor: Katılımcı Onay Sistemleri (KOS) ve Topluluk Destekli Tarım (TDT). Fakat bu sistemleri değişmez bir standart olarak kabul etmemek gerek. Her gıda topluluğunun kendi iç dinamikleri var. Topluluk dinamikleri kişi sayısından bireylerin ilişkilerine ve kültürlerine göre pek çok değişkene bağlı. Grup büyüdükçe tüzel bir yapıya ihtiyaç duyulabilir ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi tüketici kooperatifi kurma yoluna gidilebilir.
Katılımcı Garanti/Onay sisteminde üreticiler, tarafların aktif katılımıyla belirlenen kriter ve yöntemlere göre seçilir. Bu sistem, güven, sosyal ağlar ve bilgi/deneyim takası esasına dayanır. KOS işleyiş sürecinde topluluğu oluşturanlar önce sofralarına koymak istedikleri ürünlerin ve üreticilerin kriterlerini belirler. Örneğin küçük üreciden, pestisit ve sentetik gübre kullanmadan yetiştirilmiş ürünleri almak gibi kriterler belirleyebilirler. Ardından bu kriterlere uygun üreticileri bularak, onlardan belirli periyodlarda ürün siparişi verirler ve belli bir dağıtım gününde, mekânında üretici ve ürünleriyle buluşarak gıdalarını temin ederler. Bu süreçte gıda topluluğu üyeleri, üreticilerle görüşmeler, sipariş listelerinin hazırlanması, lojistik, dağıtım organizasyonu ve ödemelerin üreticilere ulaştırılması gibi işlerde sorumluluk alırlar.
Topluluk Destekli Tarım, gıda üretimi ve tüketimi arasında doğrudan bağlantı kuran, bir çiftlik ve destekçi topluluğu arasındaki karşılıklı bağlılığa dayalı bir ortaklığı tanımlar.
Destekçiler genelde hasattan pay satın alarak, bazen çiftlik işlerine yardımcı olarak çiftliğin yıllık işletme giderlerini karşılar. Bazen de ihtiyaç duydukları ürünleri yetiştirmesi için çiftçiye alım garantisi verip ön ödeme gibi kolaylıklar sağlayarak ürün bazında ortaklık yaparlar. Karşılığında, çiftlik mümkün olan en sağlıklı ve taze mevsimlik ürünü temin eder.
TDT'nin standart bir formülü yok. Uygulayan topluluğun ve çiftliğin tercihlerine göre farklı kuralları olabiliyor. İdeal bir TDT modelinin, çiftçinin karşılaştığı temel sıkıntılara çözümler sunması ve risklere ortak olması bekleniyor.
Pasif bir tüketici olmak yerine üretim sürecine mümkün olduğunca dahil olan, katılımcı ve aktif bir alıcı veya türetici olmaya niyet etmek bu işin ilk adımı.
Gıdaya erişimi salt "alışveriş"ten öte, sosyal ve ekolojik boyutlarıyla ele alan, tüketici değil türetici zihniyetle hareket eden gıda topluluklarını yaşatmak; elini taşın altına koymayı, topluluğun sürdürülebilirliği için enerji ve zaman ayırmayı gerektiriyor. Dolayısıyla bir topluluk oluşturmaya başlamadan önce buna gerçekten emek verip veremeyeceğinizi iyi düşünün.
Yoldaşlarınızı bulun: Sizinle benzer talepleri, beklentileri ve kaygıları paylaşan, lojistik kolaylık açısından mümkünse yakın çevrelerde yaşayan ve yüz yüze gelmekten keyif aldığınız insanlardan oluşan bir topluluğun ömrü uzun olacaktır.
Küçük başlayın: Başlangıç grubunun küçük olması karar almayı, harekete geçmeyi ve sorunları çözmeyi kolaylaştırır.
İhtiyaçlarınızı belirleyin: İhtiyacınız olan gıdaların çeşitliliğini ve miktarını belirlemek, üretici sayısı, alışveriş sıklığı ve lojistik planlama için gereklidir.
Kriterlerinizi netleştirin: İlk aşamada detaylı bir kriter seti oluşturmak gerekmeyebilir ancak en azından kırmızı çizgilerinizi (atalık tohumdan zehirsiz üretilmiş, sağlıklı koşullarda işlenmiş vb.) belirlemeli ve topluluk içinde fikir birliğine varmalısınız.
Üreticinizi bulun: Topluluğun tespit ettiği ihtiyaçlara göre bazen bir bazen de birden çok üreticiye ihtiyaç duyulur. Topluluğunuza davet edeceğiniz üreticilere ulaşmak için yerel pazarlar, civar köyler, Buğday Derneği'nin WWOOF Türkiye/TaTuTa ekolojik çiftlikler ağı gibi üreticiyle yüz yüze temas kurabileceğiniz ortamları tercih edebilirsiniz.
Mümkünse yerel üreticileri tercih edin: Üretim yapılan alan, topluluk üyelerinin çoğuna ne kadar yakın olursa topluluğu sosyal açıdan besleyecek ziyaretler ve kriterlere uygun üretim yapıldığını izlemek (en azından ilk dönemlerde) kolaylaşır, ayrıca ürün teslimatında karbon ayak izinizi azaltmış olursunuz.
NOT: Görseller Buğday arşivinden ve Rootstock Coop'dan gönderilmiştir